Kütahya ilinin en büyük ilçesi olan Tavşanlı’nın ilçe merkezi, Kütahya’nın 48 km kuzeybatısındadır. Coğrafi olarak İç Anadolu ve Marmara bölgelerinin birleştiği bir bölgede yer alan Tavşanlı ilçesi; Ege Bölgesinin, İç Batı Anadolu Bölümü sınırları içinde bulunur. Tavşanlı’nın kuzeyinde, Domaniç, Orhaneli, İnegöl ve Bursa, güneyinde, Emet, Çavdarhisar ve Uşak yer alırken, batısında Dursunbey ve Balıkesir yer almaktadır. Tavşanlı 39° 31.8’ Kuzey enlemlerinde, 29° 28.8’ Doğu boylamları arasında bulunur. Tavşanlı’nın deniz seviyesinden yüksekliği 860 m’dir. Yüzölçümü 1804 km² olan Tavşanlı, toplamda 194,074 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.

Tavşanlı, 1885 senesinde belediye olmuş, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1911-1916 yıllarında kaza yapılmak istenmiş ancak kabul görmemiş, 25.03.1921 yılında Ankara TBMM’de alınan karar ile ilçe olmuştur. İlk belediye başkanı Hacı Ahmed Hamdi Efendi olurken ilk kaymakamlık görevini ise Bursalı Kâmil Bey yapmıştır. Sonrasında ise Tavşanlı İlçesi 16.07.1921 senesinde Yunanlılar tarafından işgale uğramıştır. 03.09.1922 tarihinde 1 yıl 1 ay 17 günlük esareti bitmiş ve Tavşanlı ilçesi düşman işgalinden kurtulmuştur.

Tavşanlı adının tam manasıyla nereden geldiği bilinmemektedir. Bunun yanında Evliya Çelebi yazmış olduğu “Seyahatname” adlı eserinde Tavşanlı’dan “Harğuş” olarak bahsetmektedir. Farsça kökenli “Harğuş” kelimesi “Tavşan” anlamına gelmektedir ve tavşanı bol olduğu için bu isimle anıldığını rivayet etmektedir.

Evliya Çelebi “Seyahatname” eserinde Tavşanlı’dan bahsederken şunları kaleme almıştır; “Germiyanoğlu beyliği tarafından 783’te fethedilmiştir. 50 akçe kaza olan Tavşanlı 70 köyden oluşmaktadır”. Kale eteğinde kurulduğunu yazan Evliya Çelebi, bu şehir için; akarsulu (Kocasu), bahçeli, han, hamam, çocuk mekteplerinin olduğu, ayrıca tavşanı bol olan bir yer olduğunu söyler ve Tavşanlı isminin de tavşanı bol olduğundan dolayı verildiğini yazar. Evliya Çelebi’nin eserini yazdığı dönemde Tavşanlı 6 mahalle, 8 mihrap ’tan (Cami) oluşur. Simav ve Demirci gibi şehirlerden binlerce katır ve deve yükü üzüm kurusu getirilip Tavşanlı’da pekmez yapıldığını bu pekmezlerin cam kutular içinde diğer şehirlere gönderildiğini ve başka hiçbir yerde böyle lezzetli pekmezlerin olmadığını, bunun sebebi olarak da havasının, suyunun veya ulu bir sultanın nefesinin tesiri mi olduğunu çözemediğini yazmıştır.

Bir söylenceye göre; I. Murad (Sultan Murad-ı Hüdavendigar, 1360-1389) oğlu Yıldırım Bayezid şehzade iken Germiyanoğlu Bey’inin çok hoş bir kızının olduğunu duyar. Avlanma sebebiyle babasından izin alır ve lalası ile Bursa’dan çıkıp yola koyulur. Asıl amacı kızı görmektir. Tavşanlı çevresinde derelerin aktığını, kuşların öttüğünü, geniş ve yeşil alanlarla çevrili olduğunu görür ve çok hoşuna gider. Bunun üzerine bir gece konaklamak ister. Geceyi çadırda geçiren şehzade sabah olunca lalasına bugün burada avlanalım der. Akşama kadar yedi tavşan vurabilirse hayra yoracağını söyler ve avlanmaya başlarlar. Öğleye kadar çok bereketli olan avda altı tavşan avlar. Sonrasında hiç av çıkmaz ve gün kararırken iyice ümitsizliğe kapıldığı sırada büyük bir tavşanı mızrak ile avlayıp ağaca saplar. Sevinç içinde olan şehzade lalasına döner; bu av hepsinden büyük, isteğimi hayra yoracağım der ve iyiyi gösteren buranın adı Tavşanlı olsun der. Ertesi gün Germiyan Beyliği’nin uç kalesi olan Kayıköy’e uğrayıp Devlet Hatun’u görür ve 1381’de evlenirler. Sonrasında Germiyan Beyi Süleyman Şah, Osmanlı hanedan üyesi olan damadına burayı kızının çeyizi olarak bağışlar.

Kaynakların yetersizliği sebebiyle Tavşanlı adının nasıl verildiğini ve verilmesindeki etkenlerin ne olduğunu söylemek çok zordur. Ayrıca Tavşanlı’nın Türk hâkimiyetinden önceki dönemlerde isminin henüz hiçbir kaynakta geçmemesi, bu coğrafya da bugüne kadar arkeolojik kazı çalışmaları anlamında hiç çalışılmamış olmasından ve yazılı vesikaların bulunmamasından kaynaklanmaktadır. Tavşanlı’ya çok yakın bir konumda yer alan Tavşanlı Höyük’te devam eden arkeolojik kazılar ile antik dönemleri aydınlatacak yazılı vesikaların çıkması durumunda Tavşanlı adının daha eski dönemlerde ne olduğunu bizlere gösterecektir.

Tavşanlı ilçesi hakkında tarih öncesi dönemlere ait bilgi kısıtlıdır. Oysaki Tavşanlı ilçesinin sınırları içerisinde yer alan büyüklü-küçüklü birçok tarih öncesi dönem yerleşimi (Tavşanlı Höyük, Beyköy Höyük, Moymul Höyük, Tepecik Höyük, Başköy Köytepesi Höyük, Umarcık Höyük, Kuruçay-Kayıköy Höyük, Çamaşırlık Yerleşimi) mevcuttur.

Şimdiye kadar yapılmış olan arkeolojik araştırmalarda elde edilen bilgiler dâhilinde Antik Dönem’de Tavşanlı’nın tarihi MÖ 4000’lere (Kalkolitik Çağ) kadar götürülmüş ve tüm kaynaklardaki bilgiler de bu doğrultuda kayda geçmiştir. Tavşanlı İlçe merkezine 1,5 km mesafede bulunan Tavşanlı Höyük’te yapılan yüzey ve arkeometrik araştırmalar sonucunda, jeoarkeolojik sondajlardan elde edilen sedimantolojik özellikler ile yapılan Jeoradar taramaları ve karbon örnekleri (C14) sayesinde Tavşanlı ilçesinin, MÖ 6074-5988 yılları arasına tarihlendiği verisine ulaşılmıştır. Bir başka deyişle Tavşanlı’nın tarihi günümüzden 6000 yıl önceye tarihlendiği bilinirken son araştırmalar ile günümüzden 8000 yıl öncesine kadar uzandığı anlaşılmıştır. Bu şekliyle Kütahya’nın bilinen ilk yerleşmesi Tavşanlı Höyük’tür. Daha sonra zamanla büyük bir şehir haline gelen Tavşanlı Höyük’ün günümüzden 4000 sene önce bölgenin bir başkenti olduğu düşünülmektedir. Bu sebeple 2021 yılında Tavşanlı Höyük’te Kültür ve Turizm Bakanlığı adına, Tavşanlı Belediyesi’nin sponsorluğunda Cumhurbaşkanı Kararlı Arkeolojik kazı çalışmaları başlatılmıştır.

Tavşanlı orman sahaları 189.378 hektar sorumluluk alanına sahiptir ve Tavşanlı Orman İşletme Müdürlüğü; alanının %66’sını yani 125.454 hektarı ormanlık alan, %34’ünü yani 69.189 hektarı orman harici açıklık alan oluşturmaktadır. Ormanlık alanın %67’si (83.676 hektar) normal koru, %33’ü (41,778 hektar) boşluklu kapalı orman niteliğindedir. Baltalık olarak işletilen orman alanı bulunmamaktadır.

Tavşanlı İlçesinin ormanlık alanlarının yüksekliği 430-2100 m aralığındadır. Çevresinde yer alan dağlarda: ardıç, kayın, sarıçam, meşe, kızılçam, karaçam, köknar, kavak, piramidi çam, vb. ağaç popülâsyonu görülür. Dünyada iğne yapraklı Mehmetçik Çamları olarak bilinen “Piramidal-Ehrami” Karaçam, yalnızca Tavşanlı sınırları içerisinde yer alan Vakıf Köy’ün güneydoğusunda, 1000-1300 m yükseklikte, yaklaşık 250 hektarlık bir alanda kahverengi orman toprağı üzerinde yayılım gösterir. Akdeniz fito-coğrafyasına giren Ehrami karaçam sahası; yıllık ortalama sıcaklık olarak 5°C, bitkinin görüldüğü alan ise 36-42 mm aralığında yağış almaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığınca 1993 senesinde koruma altına alınmıştır.

Tavşanlı İlçesi’ne ait toplam tarım alanı 468,650,00 dekar, toplam çayır-mera ve otlak alanı 22.610,00 dekardır. Tavşanlı çevresinde olan dağlar ise şunlardır: doğuda Köteği Dağı (1902 m), Gümüş Dağı (1830 m), Emet sınırında Eğrigöz Dağı (2100 m), güneyde Murat Dağı, güneydoğu da Piramidi Çamlar Vakıf Köyü Dağı (1000-1300 m), güneybatıda Buduğan Dağı (1613 m), batısında Okluk Dağı (1343 m), kuzey de Uludağ ve Tepel Dağı, kuzeydoğusun da ise Yaylacık Dağı (1370 m), (Tavşanlı merkeze yaklaşık 3 km uzaklıkta olan bu dağın sınırı, Bursa’ya dayanır), kuşatmaktadır.

Tavşanlı Ege ve İç Anadolu Bölgesi iklim kuşaklarının ortasında yer almaktadır. Sıcaklık koşulları yönünden bakıldığında Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş özelliği gösterir. Yaz ayları kurak ve az yağışlı, bahar ayları yağışlı ve ılıman, kış ayları ise sert geçer.

Köppen Formülü çalışma sahasına uygulandığında buharlaşma, yağış miktarından daha fazla olduğundan Tavşanlı İlçesi soğuk step iklimi ya da soğuk yarı kurak iklim tipine girer. De Martonne sınıflandırmasına göre Tavşanlı orta kuşak geçiş ikliminde yer alırken; Erinç Yağış İndisi’ne göre Tavşanlı, kurak iklim bitki örtüsü çölümsü step sınıfı içinde değerlendirilir. Tavşanlı İlçesi en fazla yağışını 60,1 mm ile aralık ayında alırken en düşük yağış değerini ise 18,8 mm ile Ağustos ayında almaktadır. Tavşanlı ilçesinin yıllık ortalama yağış değeri ise 481,2 mm’ dir.

Tavşanlı ilçesi; 2. derece deprem kuşağında yer alır. İlçenin toprak yapısı genel olarak kumtaşı, kil taşı, kireç taşı, arkoz ve grovakların eriyik metamorfizması sonucu oluşmuştur. Koyu renkli kireç taşları ve şistler Paleozoik Devir’in çökelmesidir. Bu jeolojik oluşumla beraber, ilçede önemli tektonik hatlara yakın olması nedeniyle sık sık şiddetli depremler (7+) yaşanmıştır. Bu tektonik hareketler doğal güzellikleri de beraberinde getirip birçok sıcak su kaynağını da (Göbel termal vb.) bölge halkına sunmaktadır. Kütahya’nın batısında, Tavşanlı’nın 6 km güneybatısında bulunan Göbel Termal Tesisleri en iyi örneği oluşturur. 28 Mart 1970 yılında saat 23.05’de, Richter ölçeğine göre 7,2 şiddetinde gerçekleşen Gediz depremi sonrasında Göbel Kaplıcaları’nın su sıcaklığı 33,8°C’ye düşmüştür. Deprem yaşandıktan sonra Göbel Kaplıcaları’nın havuz bölümünü çamur kaplamış ve kaynak su bir müddet bulanık akmıştır. Ayrıca Tavşanlı’ya 17 km uzaklıkta bulunan Başköy’de doğal kaynak olarak yeryüzüne çıkan su bulunmaktadır. Özellikleri bakımından Göbel termal suyu ile benzerlik gösteren suyun aynı kaynaktan geldiği yöre halkı tarafından ifade edilmektedir. Su kaynağının bulunduğu yerde şu an kullanımda olmayan bir tane termal hamam mevcuttur.

Kütahya’nın Emet ilçesinin Esatlar Köyü’nden Tavşanlı’nın 24 km güneydoğusundan doğan Roma-Bizans döneminde Rhyndakos olarak bilinen (Adranos-Adırnaz-Kocasu-Ada Çayı-Koca çay-Tavşanlı Çayı-Orhaneli çayı) akarsu; Tavşanlı İlçesi için Nil nehri değerindedir ve ilçenin en büyük akarsuyunu oluşturur. Kütahya il sınırları içerisindeki uzunluğu yaklaşık 130 km’dir. Bu akarsu; üzerine barajlar inşa edilmeden önce Tavşanlı Ovasına taşkınlarından dolayı pek çok zarar vermiş ve tarım yapma alanlarını da kısıtlamıştır.

1986 senesinde akarsuyun önüne kaya dolgu tipinde Kayaboğazı Barajı inşa edilmiştir. Kayaboğazı Barajı 7080 ha alana sahip 38 hm³ kapasitelidir. Kayaboğazı Barajı, Tavşanlı İlçesi ve Tunçbilek Beldesi’nin içme suyunu karşılar. Ayrıca Kayaboğazı Barajı’ndan belli program dâhilinde Enne Baraj Gölü’ne su pompalanıp Kütahya Seyitömer Termik Santrali’nin soğutma suyu sağlanır. MÖ 3. yüzyılda Strabon’dan önce yaşam sürmüş olan Rodoslu Apollonios, Rhyndakos (Kocasu-Orhaneli Çayı) Çayı, Mysia Bölgesi’ne giden yolu belirleyen bir akarsu olduğundan bahsetmiş ve akarsu kenarından orduların geçtiğini böylece bu akarsuyun Aizanitis Bölgesi ile Mysia Bölgesi arasında doğal bir sınır olabileceğini anlatmıştır.

 

Tavşanlı Belediyesi Uzman Arkeoloğu Mehmet Ali Kocabaş